|
|
10月5日

ŞEHİDİM…ÂH ŞEHİDİM!…
Dağların eteğinde kol geziyor ihanet Canlar yüce Mevla’dan fanilere emanet Türk’e kurşun sıkana lanet, binlerce lanet!...
Hilalin gölgesinde uykuya dal şehidim Beratın yüce Kur’an, kefenin al şehidim
Dizlerimin dermanı, gözlerimizin feri Zalimin karşısında görmeliydin neferi Mübarek al kanınla suladın dört bir yeri
Karanlık dünyamıza ışık oldun şehidim Göz pınarlarımıza kan yaş doldun şehidim
Göğüs kafesimizde vatanımız bengisu Alaca karanlıkta kalleşler kurar pusu Düşlerimizi yıkar acı barut kokusu
Tarihte ak bir sayfa, gedik açtın şehidim Fitne, fesat ve şerden, koşup kaçtın şehidim
Melekler ebediyet üfleyince özüne Semadan harman harman nurlar indi yüzüne Eğilip bükülmedin, sadık kaldın sözüne
Seninle hüzünlendik, bin kez öldük şehidim İçimizdeki yası bine böldük şehidim
Posta güvercinleri acı düşürdü öze Dalgalanan bayrağın sureti düştü göze Yüksek seciyenizle bu millet çıktı düze
Nice canlar boy verdi toprağında şehidim Kâinatı seyrettim yaprağında şehidim
Yeri göğü inletti, can yaktı âh ü zârın Ziyaretgâhı oldu meleklerin mezarın Gözbebeklerimize değiverdi nazarın
Sen gittin ya kavruldu yüreğimiz şehidim Ölümünle yıkıldı direğimiz şehidim
Gönül göğünde güneş, belisin yüce dağın Yıldızlarla donandı, asumanın, otağın Urbaların kan revan, saçların darmadağın
Gönül bahçelerinde güller soldu şehidim Toprak senin kanınla vatan oldu şehidim
2月25日
KOMANDO OLMAK ONURUMDUR
OLUR YA BİR ÇATIŞMADA ÖLÜRSEM
ARKAMDAN YAS TUTMAYIN
BIRAKIN TOPRAĞIMDA RAHAT UYUYAYIM
BEDENİMDEN KOMANDOMU ÇIKARMAYIN
ONLAR BENİM GURURUMDUR
ÖLÜNCE KEFENİM OLACAK
BAŞIMDAN MAVİ BEREMİ ÇIKARMAYIN
O BENİM ŞANIM ŞEREFİM OLACAK
AYAĞIMDAN BOTLARIMI ÇIKARMAYIN
ONLAR NİCE YOLLAR AŞACAK
ŞEHİT OLURSAM SIRAT KÖPRÜSÜNDEN GEÇECEK
ELİMDEN TÜFEĞİMİ ALMAYIN
O BENİM MEZARIMA SEMBOL OLACAK
YARAMIN KANINI SİLMEYİN
AHİRETTE HESABI SORULACAK
GÖĞSÜMDEN KÖR KURŞUNU ÇIKARMAYIN
O BENİM MADALYAM OLACAK... 1月26日  
İSTANBUL aglıyor trende biletsiz sevdalar vardı. vagonlar kaçaklara göz yumarlardı. aksa da yüreklere kar pınarları, sevdanın arkası var ardı bahardı!
istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun, hadi git git artık ne duruyorsun? yolcular hep kaçak biz ise tutuklu gözler ağlıyor tutkulu çocuksu.. istanbul ağlıyor sen ağlıyorsun, sevdiğin bekliyor ne duruyorsun?
yıldız avlarım yüreği mavisinde her dem bakışlarına gözlerinin deryasında pusu duran ellerimi sana tuzaklarım her tetik düşürdüğümde gözlerim ölüme az kalır yalnız gördü ya! gelir bende kalır yalnızlık uzar geceler.. istanbul’a yağmur yağar karla karışık kar’ı ayıklar yağmur kokuları alırım koynuma ot koyarım göz ucuma anla yine yangın yine hasret yıkanan istanbul’dan düşen payıma bir de yüzünün giderken ki ıslaklığı..
gül damlası düşmüş ateş yurduydu dağlara dil uzatan narlı kuyuydu yağsa da gönüllere gam geceleri ceren yarasında aşk büyütürdü.. yaksa da gönülleri gam geceleri ceren yarasında dert büyütürdü..
istanbul ağlıyor ben ağlıyorum hadi kalk gel artık dayanamıyorum. yolcular geldiler sen yoksun içinde, yüreğim can veriyor acılar içinde..

1月15日 
Hayat günlük defter yaprağı hazan gelir dökülür..
Gelirken ne getirilir ki..
Giderken ne götürülür...
Her insan için değişik mana ve önem ifade eden yaşlılık, hayatın çok özel bir dönemidir .
Yaşlılarımız dün ile bugün arasında köprü kuran, kültürümüzü ve değerlerimizi yarınlara taşımamızı sağlayan en değerli varlıklarımızdır.
Yaşlılık dönemi itibar gerektirmektedir bu aynı zamanda bir minnet borcudur.Yaşlılarımıza sahip çıkalım...
92 yaşında huzurevinde ihtiyar bayanın hayata bakışı
Benim odadan hoşlanıp hoşlanmamam mobilyaların nasıl düzenlenmiş olduğuyla değil, benim onları zihnimde nasıl düzenlediğimle ilgilidir. Ben onları sevmeye karar vermiştim zaten" benim her sabah uyandığımda verdiğim bir karardır" Bir seçme hakkim var: Ya bütün günümü artık çalışmayan vücut parçalarımın bana verdiği sıkıntıyı düşünerek geçiririm ya da yataktan çıkıp hala çalışan vücut parçalarım için şükrederim. Gözlerim açık olduğu sürece her yeni gün bir hediyedir. Yeni güne ve hayatımın sadece bu döneminde, biriktirdiğim mutlu anılara konsantre olacağım. Yaslılık banka hesabi gibidir. Ne yatırdıysan onu çekersin hesabından..Bu nedenle benim tavsiyem, hatıraların banka hesabına dolu dolu mutluluk yatırman olacaktır. Anı bankamı doldurmaktaki katkın için sana teşekkür ederim. Hala oradan mutluluk çekiyorum. Mutlu olmak için su beş basit kuralı hatırla: 1. Kalbini nefretten arındır 2. Zihnini endişelerden arındır 3. Basit yasa 4. Çok ver 5. Daha az bekle
Aile, Bilmem farkında mısın, eğer yarin ölecek olsak çalıştığımız şirket daha birkaç gün bile olmadan yerimizi dolduruverir.
Oysaki ardımızda bıraktığımız ailemiz bizim kaybımızı ömürlerinin sonuna kadar hissedecektir. Gelgelelim ki, ailemizden daha çok isimize veririz kendimizi, pek de akıllıca bir yatırım değil, ne dersiniz?
11月21日
BU RESİMLERİ FOCUS DERGİSİNDEN ALDIM.. VE DÜNYANIN HER KÖŞESİNDE YAŞAYAN BU KADINLAR HEPSİNİN AYRI BİR HİKAYESİ VAR... AMA ORTAK NOKTALARI HEPSİDE AĞIR ŞARTLARDA ÇALIŞIP EVLERİNİ GEÇİNDİRMELERİ.. 11月2日
CANIM..SEVDİĞİM..YÜREĞİM.. Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.
Yılmaz Güney 10月17日

Günler güz yaprakları gibi birer birer dökülürken ayaklarımın dibine,
Ben her gece karanlığa dikip gözlerimi senin aydınlığını aradım
AMA SEN YOKTUN
Binlerce adım attım bu kentin sokaklarında,
her köşeyi ,her parkı her ağacı ezberledim.
Sevdaya bulanmış her kaldırım taşında seni aradım
AMA SEN YOKTUN
Duvarlar yıkıldı üzerime birer birer ,
Acısını hissettim yüreğimin taaa derinlerinde.
Tutup kollarımdan çekip çıkaracak şefkatli ellerini aradım hep
AMA SEN YOKTUN
Özlem şarkılarını ezberledim hep kimini bağıra bağıra ,
Kimini fısıltıyla söyledim.
Karanlığa haykırdım hasretini, duyarsın diye bekledim
AMA SEN YOKTUN
Senden bir haber bekledim saatler günler hatta aylar geçti.
Çalan her telefonu binbir umutla açtım ,
Umutla bekledim postacıyı kapılarda herkes geldi
AMA SEN YOKTUN
Her yağmurla birlikte hüzünde yağdı yüreğime damla damla.
Bulutlar yalnızlığın işaretiydi benim için
Ben senin özleminle sırıl sıklam olmuş bir haldeyim şimdi
AMA SEN YOKSUN
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına attım her gece.
Biran önce sabah olsun diye kapattım gözlerimi
Olmadı hep yarınları bekledim
AMA SEN YOKTUN
Her otogar , her istasyon adresim oldu.
Bir trenden inersin diye bekledim ,
Otobüslerdeki her yolcuyu sen sandım,
Yollara vurdum rastlarım diye sana belki
AMA SEN YOKTUN
Denizin sonsuz maviliğine umut bağladım.
Kıylarda tükettim bekleyişimi,
Hep sensiz gemiler geçti önümden birer birer
Balıkçıların umutlarına eşlik ettim bende
AMA SEN YOKTUN
Gözlerimden bir damla dahi yaş akmadı,
Onlar sana aitti sana kalmalıydı.
Fırtınalar koptu hep yüreğimde,
Dalgalar dövdü yüreğimi içimi dökecek birini aradım
AMA SEN YOKTUN
Her gece ay paramparça oldu,yıldızlar düştü sokaklara.
Yıldızları saçına takıp,ayı avucuna alarak bana getirmeni
Ve kapkara dünyamı aydınlatmanı bekledim
AMA SEN YOKTUN
10月9日
|
|
Anne o elinde tuttuğun zarf bir ihaner anında görülmüştür ve Zarfın içindeki kağıt er mektubudur görülmüştür. doğum günüm bu gün anne 15 Aralık ve şafak karanlık Bu mektubu sana yazıyorum anne Dün sevdiğimle ayrıldık son mektubuymuş bana yazdığı Bir daha yazöayacakmış ve demek sevda ayrılığına 1 ay dayanırmış ve asker ocağında terkedilmekte varmış bu mektubu sana yazıyorum anne 15 aralık dogum günüm ve Şafak karanlık 3-5 nöbetindeydim dün gece Bir şarjörün boşluğunda da içtim son sigaramı ve Yorgan gibi örttü üstümü karasi perde Sabaha karşı biraz içim geçmiş Hayali gözümün önüne geldi anne Kız kardeşimi sevdiğine verdiğinden beri bir ben birde sen kaldın geriye Üzülme anne üşüyorum elim tetikte bekliyorum memleketi ve Seni Beklemiyorum artık beni beklemeyen Beklemiyorum yüreğimi ve aşkımı soğuk bir siperde yalnız Bırakan sevgiyi ve bekliyorum anne elim tetikte Eğer girerse menzile vurup öldüreceğim hem aşkı hem sevgiyi Geçen gün karakolu bastılar kurşunlar yağmur gibi yağdı Üzerimize garip gelecek belki sana ama ortalık bayram yeri Gibi oldu. Biliyormusun o an hiç korkmuyorsun herkes Kendini bir sipere atıyor ve gecenin karanlığında Kurşun yerine sanki ışıl ışıl yıldızlar yağıyor Üzerimize ve ölüm aklına bile gelmiyor anne Yıldızlar yağıyor üzerimize ve kurşundan yağmurlar
| 10月5日
hayat bize mutlu olma şansı vermedi
Hayat bize mutlu olma şansı vermedi Biz kendimizden başka Herkesin üzüntüsünü Üzüntümüz, Acısını acımız yaptık. Çünkü Dünya'nın öbür ucunda, Hiç tanımadığımız bir insanın Gözyaşı bile içimizi parçaladı... Kedilere ağladık Kuşların yasını tuttuk. Yüreğimizin yufkalığı Kimi zaman hayat karşısında Bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir İnsanın insana yanması
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep Üzüldüm, hep yandım.. Yaşamak ne güzeldir be sevgili Sevinerek, severek, sevilerek, Düşünerek... ve o vazgeçilmez sancılarını Duyarak hayatın
| 10月4日 l
|
Doğruluğun en güzel meyvesi sükundur.
|
|
(Epikuros)
|
|
Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur.
|
|
(Motaigne)
|
|
Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbirşey kalpleri birbirine bağlayamaz.
|
|
(Rousseau)
|
|
Hiç kimseye faydalı olmamak, tam manasıyla kıymetsiz olmak demektir.
|
|
(Descartes)
|
|
Barışı sevin, kini ve kavgayı bir tarafa atın.Çünkü bunlar kötülüklerin anasıdır.
|
|
(A. Tscherming) |
Dünyada insana yardım eden şey, tesad üf değil, azim ve sebattır
|
Akıllı bir insanın dünyası bütün dünyadır.
|
|
(Aristofanes) |
.
|
İnsanlığın büyük ve muhteşem eseri, bir amaçla yaşamayı bilmektir.
|
|
(Montaigne |
|
|
|
|
Vaad ederken ümitlerimiz vardır.İcraat anında ise korkularımız...
|
|
(La Rochefoucauld)
|
|
Dünyanın her yerinde herkesin yenileceği bir yer var.Bazılarını yenilgi yıkar, bazılarıysa zaferle küçülür, bayağılaşırlar.Büyüklük hem yenilgiyi hem de zaferi kabullenebilenlerde yaşar.
|
|
(John Steinbeck)
|
|
İnsan tehlikeyle karşılaşmadan cesur olup olmadığını anlayamaz.
|
|
(La Rochefoucauld
|
|
Kaplumbağaya dikkat et.Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebiliyor.
|
|
(James B. Conant)
|
|
Değerli olan hiçbir şey, hayatta mücadelesiz kazanılmaz. | 9月29日  çocukluğumuzda denizkenarındaki kumdan kalelerimiz hani ya dalgaların alıp götürdüğü yada birilerinin yıkıp geçtiği kaleler ..
yıkılmayan hayalgücünün bir örneği...gözalıcı kumdan şehir 9月22日
|
|
|
|
|
Kılıçtan nefret eden Peygamber
| |
|
|
|
|
|
|
|
Kur’án-ı Kerim’deki bazı áyetler Peygamberimiz’in şahsiyetini tanımlar. Bunlar içinde özellikle bir áyet hayli manidardır. Áyet, Hz. Peygambere hitap eder. O’na, kendisini anlatır. Başarısının sırrını hatırlatır. Áyetin meali şöyledir:
"Allah’ın sana olan rahmetinden dolayı ey Muhammed, sen onlara (sahabeye) karşı yumuşak davrandın. Eğer sen, kaba ve katı yürekli olsaydın, şüphesiz insanlar etrafından dağılıp giderlerdi!" (Ál-i İmran 3/159)
Áyet, çağımız insanını sarsacak mesajlar içermekte.
Neden? Çünkü, İslámı anlatan veya yaşamaya çalışan insanımızın bir hayli ihmal ettiği hassasiyetlere ince göndermeler var. Áyet özetle buyuruyor ki, "Birbirinize yumuşak davranın, kaba tavırlı olmayın. Katı yüreklilik sizin işiniz değildir. Eğer böyle olursanız, Allah da size rahmet eder ve sizleri birbirinize sevdirir. Bu özellikleri kaybettiğinizde ise, birlik ve beraberliğiniz dağılır gider!"
Bu mesajın bir yanı bütün insanlara, özellikle de inananlara yol gösterme amacıdır. Sosyal ilişkilerde, komşuluk münasebetlerinde, hayatın her alanında bütün insanlığın muhtaç olduğu evrensel bir standarttır bu. Stratejik kapsamı olan bu áyet, yönetim mekanizmasında da herkesin bir anlamda kurtarıcısı değil mi?
Babanın evladına, patronun çalışanına, devlet idarecisinin vatandaşa, ağabeyin kardeşe göstermesi gereken bir anlayış merhametini anlatıyor bu áyet.
Bir yol çizgisidir bu áyet...
Hz. Peygamber, arkadaşlarına karşı böyle davranırdı.
Bunun belgesidir bu áyet...
Toleranslı, anlayışlı, sevecen, affedici, merhamet edici ve kusurlarını örtücü bir tavır. İnsanımızın sağa sola savrulduğu, birbirine karşı toleransı unuttuğu bu günlerde, ne kadar da muhtacız bu anlayışa, değil mi? Affetmek yerine, hesap soruyoruz. Günahları örtmek yerine, deşifre ediyoruz. Birinin ayıbını gördüğümüzde, kahkahayı basıyoruz. Küçücük kusurları büyüteç altında tutup devasa kusurlar gibi takdim ediyoruz. Peki ne elde ediyoruz? Bu tavırlar bizi büyütüyor mu?
Erdemlerin zirveleşmesine katkımız oluyor mu? Bu yolla daha mı az günah işliyoruz? Suçlar bir anda azalıyor mu? Maalesef bunların hiçbiri gerçekleşmiyor. Bilakis, hazımsızlık artıyor, sevgi kayboluyor, merhamet küçümseniyor, affetmek acizlik olarak algılanıyor. O halde yolumuz yanlış!
İnsanları cehenneme göndermek için çabalayan azab simsarları kadar, Yüce Allah’tan daha toleranslı olduğu izlenimini uyandıran boş insanlar da yanlış yolda. Yüze vurulan tokat değil, tokadı tutan el olmalıyız. Cehenneme gideceklerin çokluğunu gördükçe iştahı kabaran değil, burada "Ateşe odun atanlardan biri de yoksa ben miyim?" endişesi taşıyan olmalıyız.
Bozuk yolda ayağı takılıp düşene bakıp gülen değil, ona düşmeyeceği, düzgün yolu tarif eden olmalıyız.
Karşımızdakinin büyük günahından önce, kendimizin küçük günahlarına bakmalıyız.
Var gücümüzle cehennem kapılarını kapamaya çalışmalıyız.
"Nefret" kelimesini hayatımızdan çıkarıp "Sevgi" kelimesini onun yerine ihdas etmeliyiz.
Kılıçtan nefret eden bir Peygamber’in ümmeti olarak, Müslümanlar’ın dünyadaki imajını düzeltmek durumundayız.
Birbirimizin iman, ibadet ve samimiyetini test edeceğimiz, ayrılık ve gayrılığı kırabileceğimiz egzersizleri yapmalıyız.
Kısaca kirleten el değil, kirlenen eli yıkayan el olmalıyız.
Eksikliğimiz, duyarlılığımız. Yoksa, zeká ve aklınızdan hiçbir şüphemiz yok.
* * *
Öyleyse tekrar áyete dönelim.
Yumuşak huyluluğu, nezaketi, sevgiyi, merhameti, rahmeti hayatımıza yerleştirelim...
|   | 9月17日
Bir kova suyla mutluluk...
ne güzel bakıyo gülen gözlerinle sanki mis kokulu şampuanlar sabunlar içinde banyo yapıyor..
ne mutlu çocuk gözüyle dünyaya bakabilmek... 8月29日

HERKES KONUŞTUĞUNU YAZAR BEN SUSTUKLARIMI
HERKESİN KONUŞTUĞU DÜNYADA BEN SUSTUM!
ŞİMDİ YALNIZ YÜREĞİMLE DOKUNUYORUM SESİME
KİMSE DUYMUYOR....
SUSTUM!
BİN AH SÜRÜP DUDAKLARIMA NE KADAR SUSULACAKSA
O KADAR SUSTUM..SUSTU BENİMLE DENİZ,
SUSTU DELİ DALGALAR,SUSTU MARTILAR..
UMUTLARIMI SARIP RÜZGARLARA UZAKLARA SAVURUYORUM
SUSTUM!
TAM ACILARA HAYKIRACAKTIM Kİ,
SUSTUM...NE KADAR SUSULACAKSA O KADAR SUSTUM!
AÇMADIM KİMSEYE YÜREĞİMİ ,
HANÇERİ SADECE KENDİME SAPLADIM VE SUSTUM....
HÜZNÜ YÜZÜMDE, ACILARI GÖZÜMDE TOPLADIM SUSTUM.
SUSTUM!
SUSTU DUDAĞIMDAKİ ŞARKI,GÖZLERİMDEKİ ŞİİR
TAM SEVDİĞİMİ HAYKIRACAKTIMKİ SUSTUM,
SUSTU BENİMLE GÖK,SUSTU DAĞ,SUSTU TOPRAK
ACILAR KONUŞUYOR ŞİMDİ YALNIZ
SUSTU HASRET,SUSTU ZAMAN,
YALNIZ GÖZLERİMLE DOKUNUYORUM HAYATA
KİMSE DUYMUYOR......
BEN SUSTUM!
SUSMUYOR YÜREĞİMİ KAVURAN KASIRGA
PENCERE VURAN YAĞMUR DAMLALARI
SUSMUYOR DIŞARDA İNLEYEN RÜZGAR
YILDIZLAR KÜS,AY ÜZGÜN, YAĞMUR DİNMİYOR
İÇİMDE BİNLERCE ŞİİR KANIYOR HERGECE
KİMSE BİLMİYOR KİMSE UYMUYOR
SUSTUM!
SUSTU BENİMLE BİRLİKTE SABIR,SUSTU HASRET
SUSTU HAYAT,SUSTU ZAMAN
ACILARIM KONUŞUYOR YALNIZ
KİMSE DUYMUYOR.......
|
|
|
|